Ayağınızın altındaki Dünya

Yerbilimlerinin ne olduğuna dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Taa ki bir arkadaşım üniversitede jeoloji okumaya başlayıncaya kadar. Bu tesadüf, herşeyden önce zaman kavramını daha iyi anlamamı sağladı. Yerbilimlerinde beş milyarlık bir tarih sözkonusu, dar anlamda yerkabuğunun hayatı inceleniyor. Sistematikleşmiş böyle bir bilgi birikiminin ışığında insan çevresine baktığında, bir dağ asla sadece dağ değil. Marmara Denizi eskiden göldü, şimdi içdeniz, sonra belki başka birşey. İnsanın bastığı yerin az çok ne alemde olduğunu bilmesi güzel bir duygu. En azından neyi bilmediğini bilmesi. Şöyle söylemek lazım: yerkabuğu bir saniye durmuyor.

12 Mayıs – 12 Haziran tarihleri arasında Marmara Denizi’nde L’Atalante adlı araştırma gemisi yüzdü. Marnaut Projesi çerçevesinde dünyadan ve Türkiye’den bir çok bilim insanıyla birlikte Kuzey Anadolu fay hattının Marmara Denizi’nin altında kalan kısmını incelemek için yola çıkan araştırma gemisi L’Atalante, fay hattı üzerinde adım adım ilerledi ve bütün görüntüleri kaydetti. Gemiye ait küçük denizaltı Nautile ile her gün farklı disiplinlerden bir bilim insanı denizin dibine indi, çıplak gözle çevreyi inceledi; çökel, taş ve organizma örnekleri topladı. Bunların yanında fayların varlığıyla ilgili olabilecek çökel içi su hareketleri, gaz çıkışları ve çökellerdeki su basıncı gibi unsurlar da detaylı bir şekilde incelendi. Toplanan veriler daha uzun bir süre incelenecek ve belki de yüzyıllar sonra dahi kullanılacak. Celal Şengör’ün ifadesiyle, L’Atalante aracılığıyla elde edilen bilgiler altın değerinde.

Bir şekilde gemiye sızdım. İnsanlık ve dünya tarihini herşeyden önce kendşm merak ettiğim için ve oğlum bana dünyayla ilgili sorular sorduğunda devamlı cahil durumuna düşmekten sıkıldığım için. Ve daha bir sürü sebepten. Radikal gazetesi ve diğer gazeteler aracılığıyla geminin ne yaptığını duyurduğumuzda, büyük ilgi çektik. Aslında dahası a vardı. Bir araştırma gemisinde dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla birlikte denizde seyretmek insan topluluklarının çok düşük bir yüzdesine nasip oluyor. Dolayısıyla, işte hayatta bir kere yaşanacak bir yolculuktan kalanlar... Henüz hazırlanma aşamasında olan blog yakında tamamlandığında L'Atalante gemisinin görsel dokümentasyonununu Fotogünlüğü'nde, Celal Şengör'ün Marmara Fay Hattı ile ilgili açıklamalarını, tsunami modellemesinde dğnyadaki sayılı isimlerden Sinan Özenen'in hemen dalış sonrsında söylediklerini Röportajlar bölümünde, Nautile denizaltısı, Fay hattı ve diğer videoları ise Videolar bölümünde bulabileceksiniz...

13.7.07

ARGO: Portatif bir sal

ARGO, Küçük bir araştırma gemisi özelliklerine sahip portatif bir sal. Denizlerde yapılan araştırmaların göller üzerinde yapılmasını sağlıyor. Sökülüp takılabilmesi sayesinde Türkiye’de bir çok göle gitmesi planlandı. Üzerindeki 3 ayak ile aşağıya yollanan alete göre piston, vibrasyon ve gravite yöntemleri ile kumlu ve çamurlu zeminlerden 100 metreye kadar karot alabilmekte. Sadece tabandan yüzeyi çökel örneği almak isteyenler için de kutu karotiyerle çamur almak mümkün. Güncel çökeller yakın geçmiş hakkında yani son 60 bin ve belki de daha eskisi hakkında bize bilgi vermektedir. En önemlisi bugün doğada var olan kayaların bir kısmı bugünkü gibi su birikintilerinde, deniz ya da okyanuslarda oluştu. Biz şimdi bu oluşumların içinde onları gözleyebiliyoruz. Göllerin denizlerden farkı, kapalı sistemler olmasından dolayı kimi zaman geçmiş kayıtları daha iyi koruyabilmiş olmaları. İlk çalışmasını yarın Küçük Çekmece gölünda yapacak olan ARGO, eskiden lagün olan bu gölde son yüzyıllarda olan tsunamileri ve değişen iklimleri çalışmada araç olacak. Altına bağlanan küçük sonar cihazıyla hem deniz tabanını hem de geçen balıkları gözleyebileceğiz. Çamur almanın yanı sıra CTD (İletkenlik, Sıcaklık, Yoğunluk) aleti ile suyun özelliklerini 200 metreye kadar ölçebiliyoruz. 3 metrelik şişme botu, can yelekleri ve simitleri, baret ve kürekleri ile tüm güvenlik önlemleri düşünüldü. Arkasına bağlanacak 5 beygir motoru ile kısa mesafeleri yavaşça katedilmesinin yanı sıra her hangi bir teknenin arkasına bağlanarak çekilecek. Elazığ’da Hazar Gölü (maksimum derinlik 200 m.), Van Gölü (maksimum 450 m.) gibi büyük göllerde çalışmaya gitmek üzere hazırlandı.

Şişme balonlar havuz döşemelerinde kullanılan özel bir pvc ile imal edildi. 4 levhadan oluşan platformun içindeki izolasyon köpükleri sayesinde az yükle balonsuz yüzebilme özelliği elde edildi. 4x3 m2'lik sal 3 ton taşıma kapasitesine sahip. ARGO, İTU Maden Fakultesinde EMCOL projesi kapsamında 4 ayda Dekan Mahir Vardar önderliğinde ve her parçasıyla İTÜ Maden Fakültesi bahçesinde tasarlandı ve imal edildi. Sal Şoför Mehmet, Celal ve Mehmet’in emeği ile bugün su üstünde durabilmektedir.

Depremin enerjisini hesaplama


Depremin büyüklüğü hesaplanırken,
ne kadar büyüklükteki bir kütlenin ne kadar sürede, ne kadar hareket ettirildiği gözönüne alınıyor.

Celal Şengör'ün el çizimleri

Marmara Denizi

L'Atalante
Mayıs 2007

10.7.07

Faydan çıkan su ve gazlar











Tekirdağ Çukurluğu’nun batı kenarında gözlenen

fay kırıkları ve içinden çıkan gaz ve sular, 16 Mayıs 2007.

10.6.07

Fay hattı...

Marmara'nın tabanındaki fay hattının denizaltından çekilen görüntüleri...

10.5.07

Kırılan 3 Türkiye Rekoru

Seferin ilk iki ayakta, üç Türkiye dalış rekoru kırıldı. Marmara Denizi tektoniği üzerine çalışan denizaltı sınırının altına dalan ilk Türk kadını Gülsen Uçarkuş 500 metreye indi. Prof. Celal Şengör 1,000 metrenin altına dalan ilk Türk oldu. İTÜ’den Nazmi Postacıoğlu ile birlikte Marmara Denizi’ndeki tsunami modellemesi üzerine çalışan Dr. Sinan Özeren derinlik rekorunu kırdı ve 1.250 metreden derine dalan ilk Türk oldu.

Gülsen Uçarkuş,
Tektonik.
En derine inen ilk Türk kadını.
Sinan Özeren,
Tsunami Matematik Modelleme.
1250Mt daldı.
Celal Şengör,

Dünyaca ünlü jeoloji profesörü.